Yapımcıyla anlaşamadıkları için çok pişmanmış.
O kadar üzgünmüş ki bu yıl başka bir dizide oynamamaya karar vermiş.
İlahi Bingöl!
Öncelikle iyi ki o rolü kabul etmemiş.
Kendisine teşekkür etmeliyiz.
"Her şeyde bir hayır vardır" derler, eğer o 'Ali Kaptan'ı oynasaydı kesinlikle bu dizi bu kadar tutmazdı.
Onun daha önceki çalışmalarına bakarak şunu diyebilirim ki, o rolün hakkını Erkan Petekkaya gibi veremez...
Tabii boşa yazmıyorum gerekçelerim var.
Bir kere ses tonu en az Özcan Deniz kadar çok itici, muhtemelen o oynasaydı yine sesli çekim yapılacaktı.
O çirkin sesle konuşan 'Ali'deki karizma da yerle bir olacaktı.
Dublajı bile Ali Kaptan'ı kurtaramazdı!
XXXXXXXX
İki, Erkan açık ara Yavuz Bingöl'den çok daha yakışıklı ve sevimli.
Adamda şeytan tüyü var.
Üç, Erkan, boyu devrilesice Ali Kaptan'ı o kadar güzel oynuyor ki, gerçekle film karesini birbirine karıştıranlar çok.
Abartmıyorum dizinin sıkı takipçisi olan kadınlar arasında Ali Kaptan'ı gördüğü yerde bir kaşık suda boğmak isteyenler var.
Hatta, Ali'yi seyrettikçe kocalarından soğuduklarını bile söylüyorlar!
Oysaki Yavuz Bingöl'de kötüye hakaret ettirecek çehre ve yetenek yok!
Petekkaya ise ete kemiğe çevirdiği Ali Kaptan rolünü halkın içinde yaşatmayı başarıyor.
O kadar sahi ki kendisini tanımasam, gerçekten eşini aldatan hırçın bir erkek olduğunu sanacağım.
Ne var ki o, güzel karısına aşık, çocuğuna çok düşkün bir baba...
Kendisinin de söylediği gibi Ali karakteri ona tamamen zıt.
Role kendi hamurundan kattığı hiçbir şey yok ama oyuncu işte...
Ondan öldüresiye nefret etmemize sebep oluyor.
Bu da her oyuncunun harcı değil.
Hele Yavuz Bingöl'ün hiç değil.
XXXXXXXXX
Herkes birbirine bağırıyor, oğlu babasına bıçak çekiyor, o oğlan gidip amcasını yumrukluyor, babası oğlunu tokatlıyor hızını alamayıp sırtında mandolin kırıyor, evin hanımı kocasının metresini yaralıyor, kısacası dizide ağır depresif bir durum söz konusu.
İzleyici ha bire, keman yayı gibi geriliyor.
Gerildikçe daha merakla izliyor.
İzledikçe sinirleniyor.
Sinirlendikçe tümüne kızıyor.
Ali'si, Carolin'i, Mete'si ve babaannesini bir kenara koyun, hepsi yeteri kadar gıcık ama ben asıl evin hanımı Cemile'ye akıl sır erdiremiyorum.
Cemile'nin Ali'ye duyduğu karşılıksız ve koşulsuz sevgi beni şaşırtıyor.
Onun kocasını, çocuklarını sever gibi bitmek bilmez bir kuvvetle sevmesine kızıyorum.
Boğazım düğümleniyor.
Ali ne yapsa, ne söylese seviyor.
Her hatasını affediyor.
Sırf Ali'yi kaybetmemek için, onun yaptığı hataları bile özür dileyerek telafi etmeye çalışıyor.
Peşin peşin söylüyorum.
Bence hiçbir kadın Cemile'yi kendine örnek almasın.
Allah korusun, benzer bir durumla karşılaştığında Cemile'nin yaptığı gibi şahsiyetsiz davranmasın.
Her kadın gördüğü bir haksızlık karşısında, "Böyle bir aşk, böyle sevgi olmaz olsun" diyebilmeli.
Güçlü olmalı.
Onurunu bu kadar ayaklar altına almamalı.
Kendisini hak etmeyen bir kocaya köle olmamalı.
İstenmediği yerde bavulunu alıp çekip gitmesini bilmeli.
Yoksa erkeğinin boynuzunu da yer, dayağını da...
Ünlü sanatçı ve rejisör Erol Kardeseci bugün Ankara’da vefat etti...
Ünlüler klasik sporlardan sıkıldı. Saatlerce koşu bantlarının üstünde...