haberL haberR
3 facebook twitter googleplus

Magazin

28 Kasım 2010 Pazar, 03:12
Paylaş
Tweet
Paylaş
Gönder
Yazdır
A
A
Ana Sayfa » Magazin » Yunanlılar annemi lime lime kesti haberi
28 Kasım 2010 Pazar, 03:12

Yunanlılar annemi lime lime kesti

Yunanlılar annemi lime lime kesti
Paris Olympia’da konser vererek ülkemizi temsil eden Türk Halk Müziği’nin en ünlü isimlerinden Bedia Akartürk, BUGÜN'e konuştu.

Türk Halk Müziği'nin en ünlü bayan ismi Bedia Akartürk'ün sesinin, bin ses arasında fark edilecek güzellikte olduğu söylenir.  Altın Bağlama, Altın Taç, Altın Taç ödülleri sahibi Akartürk, Paris Olympia'da konser vererek ülkemizi temsil etmiş önemli bir sanatçıdır. 55 yıllık sanat hayatında sayısız albüme imza atan Akartürk ile ilginç yaşam öyküsünü ve türküleri konuştuk,

-Bedia Hanım müzikle ilk tanışmanızı hatırlıyor musunuz?

Gözümü ilk Ödemiş Musiki Cemiyeti'nde açtım. Babam musiki cemiyetindeydi, babamla gidip gelirdik. Ailemin hepsi çalıp söylerdi. Annem çok güzel ud çalardı. Babam da çalardı. Annemin ilginç bir hikayesi var, harp zamanında Aydın'dan kaçmışlar. Dayım, hem anneannemi hem de annemi alıp İzmir'e kaçırmış. Yunanlılar şehri yakmışlar çünkü.

-Neler yaşamışlar kim bilir anlatır mısınız?

Aydın'ın İncirli Ova'sındaymışlar. İncirli Ova'da bahçemiz varmış. Annem dayısıyla birlikte orada kalıyormuş. Aydın'ın içinde de anneannemi camiye sokmuşlar. Yakacaklarmış camiyi. Gavurlar, halkı camiye doldurup yakmak istemişler. Annem 7 yaşındaymış, babasıyla birlikte tarladaymış. Yunanlılar basıyor Aydın'ı. Dayım da yeni askermiş. Eli silah tutan herkes cepheye koşuyormuş. Dedemi Yunanlılar kesmiş.  Anneme de eziyet ediyorlar, "Para nerede?" diyorlar. O sırada komşulardan biri ağaca tırmanmış bütün olayı görmüş, o anlatıyor. Ben birinci gömlek, şehit  ailesiyim yani. Annem bayılıyor orada, onu öldü zannedip , bırakıyorlar. Dedemi öldürüyorlar. Yukarıdaki ağaçtaki adam annemi alıp Aydın'a götürüyor. O anda efeler basıyor Aydın'daki camiyi, Anneannem de öyle kurtuluyor. O sırada askerden emrediyorlar, "Ailenizi alıp İzmir'e kaçın, çünkü İzmir kurtuldu" diye. "Yunanlılar'ı İzmir'de denize döktük" diyorlar.  Dayım, annemle anneannemi alıp İzmir'e götürüyor. Sonra o cepheye gidiyor. Annem 7 ay hastanede yatıyor. Çünkü çok ağırmış yaraları. Annemi Yunanlılar lime lime kesmiş.

-Kaç yaşında şarkı söylemeye başladınız? 

İlk İzmir Radyosu'na gittim, babam yaşımı  büyüttü. 14 yaşındaydım ve radyoya girdim. 6 yaş birden büyüdüm. Sonra Ankara Radyosu'na tayin oldum. İlk İzmir Radyosu'ndayken sahneye çıktım. Sinema aralarında konser koyuyorlardı. Yazlık sinemalarda film arası 3-4 şarkı söylerdim. O zamanlar  millet sıkılmasın diye aralarda konser veriliyordu. İlk söylediğim şarkı 'Nazlı Yare Fiskiyeyle Taş Attım"  idi. O zaman televizyon yoktu, radyolar hakimdi. 1957-58'li yıllardı, İzmir Radyosu'na devam ediyordum. Çok güzel temeller attım, çok iyi yetiştim. Para konusunda annem bana yardım ediyordu. 75 lira maaşım vardı. Öylelikle geçiniyordum. Dikiş dikmeye başladım. Ekstradan yapıyordum.  Mahalleye diktiğim dikişler beni geçindiriyordu.

-20 yaşını doldurmadan Atilla Bey'le evlenmişsiniz öyle mi?

Benim için hiçbir şey kolay olmadı. Küçük yaşta evlendim. Doğru, daha 20 yaşında bile değildim. Eşimin hali vakti çok iyiydi. Aşk evliliği yaptım. Çay bahçesinde tanıştım Atilla Bey'leÖ Halktan biriydi, beni dinlemeye gelmiş, orada tanıştık. 1960 senesiydi evlendiğimde. 47 yılı beraber geçirdik. Evliliğim çok mutlu geçti. Benim sesime ve sanatıma önem veren bir kişiydi. Onun desteği olmasaydı, ben bu kadar muvaffak olamazdım. Biliyordu benim mesleğime olan aşkımıÖ Bu yüzden elinden geleni yaptı.  Kıskanç değildi, sadece ilk 10 yıl bana çizgili çorap giydirdi. Günlük kıyafetlerimin altına çizgili çorap giydirdi. Ben ikinci hanımıydım onunÖ Üç tane de üvey çocuk büyüttük beraber. Yeni ayrılmıştı karısından, benimkiyle 4 çocuk büyüttük. Mücadeleyle geçen bir hayattı bizimki.

-Başınız sağolsun eşinizi  bir süre önce kaybetmişsiniz!

Sağolun, üç sene önce 'Babalar Günü'nde eşimi kaybettim. Ben yayındaydım. Yayından evvel konuştuk, "Kaçta yayın" dedi beni izlemek için televizyonu açmış, yemeğini yemiş, koltuğun üzerine oturmuş, ayak ayak üstüne atmış ve uyumuş. Yayından evvel var, yayından sonra yok yani. Bu kadar kısa hayat. Nasreddin Hoca ne demiş, 'Hanım ölünce küçük kıyamet kopar, ben ölünce büyük kıyamet kopar." Aynen öyle, kocam ölünce büyük kıyamet koptu. 69 yaşında vefat etti.

-Sanat yaşamınızda çok sıkıntıyla karşılaştınız mı?

Sanat hayatımda olmadık şey yok. Radyodayken  aldığım usul ve terbiye beni doğru olmayan yola itmedi. Radyoda da çekememezlik var ama bana hocalarım, "Sus" derdi hep. Ben, "Şöyle oldu böyle oldu" derdim. Onlar bana, "Hiç sesini çıkarma, senin okurken boğazını sıkıyorlar mı?" derdi. "Hayır, kimse beni ellemiyor" deyince, "O zaman okumana bak" derlerdi. "Sesin güzel diye şımarma hiçbir zaman, terbiyeni bozma. Ahlakını düzgün tut yoksa sıfır olursun" derlerdi. O felsefede devam ettim. Benimle uğraşanlara boyun eğdim, hiç sesimi çıkarmadım, Allah'a havale ettim.  Devamlı dersimi çalıştım, türkülerimi okudum.  Şımarıklık yapacak vakit bulamadım, evlendim. Evlendiğimde korkunç bir ev kalabalıklığı vardı. Kocamın çocukları 5, 3 ve 1 yaşındaydılar. Bir de benim oldu, kız. Meslek sevgisi, çocukların telaşı, aşk derken hayatım boyunca  kapris yapacak, havaya girecek fırsat bulamadım.

-Genç türkücüleri nasıl buluyorsunuz, beğeniyor musunuz?

Genç arkadaşlarımız güzel türkü söylüyor ama türkülerin aslını bozmasınlar. Neden bozmasınlar? Çünkü bizim nağmelerimiz yöresinin kokusunu verir. Eğer yöreyi tam olarak okurlarsa o yörenin türküsü bozulmaz.  Biz kendimizden bir takım şeyler katabiliriz ama fazla olmamak kaydıyla. Arabesk nağmeleri yapılırsa o türkü bozulur. Olmaz.  Türkücüler niye arabesk tarzında söylüyorlar anlamıyorum. Ben bir yörenin türküsünü söylemeden önce yöre sanatçısından dinliyorum nasıl okuyor diye. Yöre türkülerini okumak ayrı olay. Gençler türkülerin özünü okusunlar, o türküleri bozmaya hiç birimizin hakkı yok. Keşke Nilüfer türkü söyleseydi. Nilüfer'in sesi çok güzel, renk açısı harika! Türkü söyleseydi, her söylediği türkü bir numara olurdu. Türkülerimiz daha çok sevilirdi.

ÖLMEDEN MÜZEMİ YAPTILAR

-Size ait bir müze olduğunu duydum, doğru mu?

Ödemiş'te müzem var. Ben verdim teklifi oranın belediye başkanına, daha kocam yaşıyordu. Dedim ki, "Benim bu kadar dökümanım var. Ben Ödemiş Musiki Cemiyeti'ndenim.  Belediye Başkanımız sağolsun, gelip evime baktılar eşyalarıma baktılar. Kabul etti, ilkokulumun karşısında bir bina nasip oldu, eski antik bir ev, cumbalı bir ev. O evi restore ettiler. Yaşarken benim müzemi yaptılar. Bütün dileğim buydu biliyor musunuz, Rabbim bana nasip etti. Her şeyimi oraya koydum. Bugüne kadar aldığım tüm ödüller, sahne kıyafetlerim, resimlerim, bebekler üzerine hazırladığım yöresel kıyafetler hep orada. 

-Çok sayıda plağınız ve albümünüz var, yeni bir albüm yapmayı düşünüyor musunuz?

Ödemiş türkülerini topladım, albümünü yapacağım. Şimdi onun çalışması içindeyim. Benim hayal ettiğim bir şeydi. Ödemiş Belediye başkanı bana bu konuda destek verdi. Ödemiş'te 'Bilgi Dede' vardır, 'Bilgi Dede' bir yatırdır. Oraya ziyarete gider herkes.  Beyim oraya gömüldü. Bilgi Köyü'nde küçük bir ev aldım, beyime daha yakın olayım, orayı ziyaret edeyim diye. Bilgi, Selçuklular'dan kalma tarihi bir yer. Bir İngiliz kadın oraya dolaştığında caminin resimlerini çekiyor. Güzel antik bir kapısı var, caminin miğfer kapısı. O kapının resmini çekiyor, sonra kapı çalınıyor. Kadın İngiltere'de kapıyı görüyor, "O kapı aslında Bilgi Camii'nindir diye söylüyor. Caminin kapısı tekrar yerine konuluyor. O camiye sık sık giderim.

-Bilge Dede'den bize biraz bahseder misiniz?

Asıl adı BilgeviÖ Zamanında hocalık yapmış bir ermiş. Orada ders verirmiş. Mezarını oraya yapıyorlar, orası bir ziyaret yeriÖ Küçüklükten beri oraya gideriz, dualar okuruz, namazlar kılarız, yemekler yeriz. Orada kurbanlar kesilir, hayırlar yapılırdı. Bilgi Dede'nin rüyasını çok gördüm. Beyim ölmeden önce de gördüm ermiş dedeyiÖ Şehitlerden bir dedem var. Rüyamda bir değil de iki tane şehit dedem olduğunu  gördüm. Ama kim olduğunu bilmiyorum. O iki şehit dedemi  Bilgi Dede'de gördüm. Orada oldukları işaret edildi bana. Bilgi Dede'ye küçükten beri bağlıyım. Gönlüm orada. Küçükken oraya gittiğimde anneannem Bilgi Dede'nin toprağından alıp benim ağzıma sürdü. Yıllar geçti, 40 seneden fazla dolaştım ama oranın kutsallığını hiç unutmadım. Oradaki  evi de yeni aldım, daha içine girmedim.

- Sanatçılar yerlerine, genç bir ismi veliaht bırakıyorlar, sizin veliaht olarak gördüğünüz biri var mı?

-Türkücünün veliahtı olmaz. Türkülerin her birinin ayrı güzelliği vardır. Her yörenin kendi kralı, kraliçesi, imparatoru vardır. Türkülerde öyle bir şey olmaz.

RÖPORTAJ: Şebnem ÖZCAN

Paylaş
Tweet
Paylaş
Gönder
Yazdır
A
A
Metrekare fiyatı ortaya çıktı
SIR GİBİ GİZLENİYORDU
bencede olur bana göre ben bedia akartürk benim sanatçı olduğumdan biri benim oldu türk halk müziği seviyorum senin gibi yapıyorum flast tv geliyorsun 28 cuma akşamları beyaz sow gel diliyorum senin gibi türkü söylüyorum ben senin konserine gelmek istiyorum ben seni istiyorum ben seni seviyorum ben
Misafir - 17:18, 23 Şubat 2014 Pazar
bencede olur bana göre ben bedia akartürk benim sanatçı olduğumdan biri benim oldu türk halk müziği seviyorum senin gibi yapıyorum flast tv geliyorsun 28 cuma akşamları beyaz sow gel diliyorum senin gibi türkü söylüyorum ben senin konserine gelmek istiyorum ben seni istiyorum ben seni seviyorum ben
Misafir - 17:17, 23 Şubat 2014 Pazar
bencede olur bana göre ben bedia akartürk benim sanatçı olduğumdan biri benim oldu türk halk müziği seviyorum senin gibi yapıyorum flast tv geliyorsun 28 cuma akşamları beyaz sow gel diliyorum senin gibi türkü söylüyorum ben senin konserine gelmek istiyorum ben seni istiyorum ben seni seviyorum ben
Misafir - 17:07, 23 Şubat 2014 Pazar
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Yorum Yaz

VİDEO GALERİ

Giymeden önce bir kez daha düşünün
  • Giymeden önce bir kez daha düşünün
  • Kazakistan’da iki tren aynı anda TIR'a çarptı
  • Ahmet Kaya Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreni
  • Levent Gültekin'den Tarafsız Bölge'de PKK iddiası


YAZARLAR

  • Erhan BAŞYURTErhan BAŞYURTKoza Altın ve siyasi baskılar...
  • Nazlı ILICAKNazlı ILICAKİktidarın iradesine uymamak vicdansızlık mı?
  • Nuh GÖNÜLTAŞNuh GÖNÜLTAŞBal tutana parmağını yalamak serbest olunca…
  • Yavuz BAYDARYavuz BAYDARTürkiye'nin önünde üç seçenek var
  • Orhan Kemal CENGİZOrhan Kemal CENGİZKadının fıtratı değişir mi?
  • Gökhan BACIKGökhan BACIKTürkiye dünyaya kapanıyor
  • Aykut IŞIKLARAykut IŞIKLARMeğerse keman sesini ne kadar çok seven varmış…
  • Tarık TOROSTarık TOROSUykularını kaçıran ülke
  • Yaşar ERDİNÇYaşar ERDİNÇEkonomik zorluklar ve Ponzi oyunu
  • Bilal ÖZCANBilal ÖZCAN20 binden az nüfuslu yerler TV izlemiyor mu?
  • Sadettin ORHANSadettin ORHANEn güvenlisi kapalı, tabutlar açık!
  • Elif KORKMAZELElif KORKMAZELHindibanın besin değeri nedir?
  • Erdoğan SÜZERErdoğan SÜZERPara toprak oldu, yoksul işsiz kaldı
Erhan BAŞYURTKoza Altın ve siyasi baskılar...

FOTO GALERİ

  • İşte Türkiye'nin rekabet haritası
  • Okan Bayülgen Şirin Ediger 'Evliliğini terapist de kurtaramadı'
  • Gülme krizine giren vatandaş
  • Ferguson kararı ABD'yi karıştırdı!
  • Facebook'ta en çok hangi şehirler beğeni aldı?
  • Koca ayıya böyle meydan okudu!
  • Bize hayatımızın dersini veren 10 öğretmen
  • Silopi'de kaza: 3'ü çocuk 4 kişi öldü, 2 yaralı
  • Sadece öğretmen çocuklarının anlayacağı 11 durum
İşte Türkiye'nin rekabet haritası